of be..
Kaybolmaktan korkan, annesinin eteğine sımsıkı tutunmuş çocuk
Birde sen, gözlerime bayram, ellerime ateş düşüren ellerin
Ansızın gelen mutlulukta ki bilinmezlik
Masallarda geçen diyarlara, düşler kuran masum bedenler
Gözlerin, İstanbul boğazı, saçların, kız kulesi
Özgürlükten yana diktatör siyasi
Ne yapacağını bilmeyen yabani bir kuş
Kokunu alınca burnum, şait olunca aklım
Güller, papatyalar, yağmur sonrası toprak kokusu
Birbir gittiler düşler sokağımdan
Ne iyi ettinde geldin, kadınım
Ocakta bir çay, demlenmekle meşgul
Aklımda bir sen, fazlasıyla meşgul ve ahenk
Küçük şehrin huzurlu insanları, telaştan uzak, umutlu
Denize kıyısı olmayan bir şehir, karamsar, umutsuz
Limanına demir attığım, kıyısına dalıp, hayaller kurduğum
İşte sen!
Kendi yarattığımız düşler sokağında, emin adımlarla
Ellerin ellerimdeyken, sımsıkı tutunacak bir etek aramaz ellerim
Daim ol sevda çiçeği
| — | (via firatdere) |
Fotoğraftaki şahsın ismi Mehmet Yılmaz. 98 yaşında. Ta Erzurum'dan Izmir'e çıplak heykelin üstünü örtmek için gelmiş. Heykel, Müslüman bir ülkeye yakışmıyormuş. Toplumun ahlakını bozuyormuş ve başkan bu heykeli kaldırmalıymış. Mehmet Yılmaz, ta İzmir'de değil,kendi şehrinde çocuklara yönelik cinsel istismarlar için evinden dışarı çıkmıyor. Kadınlar şiddete maruz kaldığı zaman, öfkeden deliye dönmüyor. Hırsızlık yapanlara, kul hakkı yiyenlere toplumun ahlakını bozdunuz, Müslümanlık bu değil demiyor.Mehmet amca, heykeli örterek müslümanlık vazifesini yerine getirdi. Bir “ahlaksızlığa” daha ödün vermedi. Mehmet amcanın içi rahat. neden olmasın ki?
500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi. Herkese bir balon vererek başladı. Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı.
Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi. Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu.
5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı.
Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.
Konuşmacı dedi ki: “Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir. Ve insanların yaşam amacı da budur…mutluluğun peşinden gitmek.”
Tiffany MooreOha
ilk gördüğümde okumaya üşenmiştim, okumaya değermiş



